22   Mayıs
2018

Eğitim Sen
Typography
0
0
0
s2sdefault
powered by social2s

Newroz, M.Ö. 612 tarihinde zalim Dehak’ın zulmüne balyozuyla son veren Demirci Kawa’nın önderliğinde başlayan isyanın simgesi olmuştur. O günden beri de sadece Ortadoğu haklarının değil, zulme başkaldıran tüm halkların bayramı olmuştur.

Newroz, halklar arasındaki barış ve kardeşlik duygularının gelişmesi ve güçlendirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebilecek iken, her konuda olduğu gibi egemenlerce ayrımcılık ve halkları birbirine karşı kışkırtmak amacıyla kullanılmak istenmiştir. Bununla da kalınmamış devlet törenleriyle içi boşaltılmaya, mücadeleye ve özgürleşmeye çağrı anlamı çarpıtılmaya çalışılmıştır.

Türk-İslam sentezinden beslenen halkın dil, ırk, din, mezhep çeşitliliği görmezden gelinerek sürdürülen baskı ve şiddete dayalı otoriter uygulamalar, her fırsatta milliyetçiliği yükselterek, kutuplaştırma siyaseti bizzat iktidar eliyle sürdürülmektedir.

Unutulmamalıdır ki eşit, özgür, demokratik Türkiye ve insanca yaşam mücadelemizin ilerleyebilmesi, ırkçı hezeyanlara kapılarak içeride ve dışarıda savaş çığlıkları atmakla değil, emekçiler arasındaki birlik ve halklar arasındaki kardeşlik duygularının güçlenmesi ile mümkündür.

Türkiye ve Ortadoğu halkları, bölge halklarının karşı karşıya olduğu çatışma, savaş ortamının sona erdirilmesi ve barış tohumlarının yeşermesini talep etmektedir.

Şüphesiz ki bu yıl kutlanacak olan Newroz Bayramı da gerek Türkiye’de, gerekse dünyada yükselen savaş ve yıkım politikalarına karşı halkların eşitlik, barış ve demokrasi talebinin sesi olacaktır. Çünkü kendi çıkarlarını korumak uğruna bu toprakları ölümlerin ve savaş politikalarının zemini haline getiren egemenlere ve onların emperyalist amaçlarına dur demenin vakti gelmiştir. Artık coğrafyamızın, barışın filizlendiği, demokrasinin temel değerlerinin yaşam bulduğu, farklılıklarımızla birlikte eşitçe yaşayabileceğimiz bir yere dönüşmesi tüm halklar için hayati önem taşımaktadır.

Silahların ve bombaların konuştuğu, gencecik fidanlarımızın savaş politikalarına kurban edilerek birer birer toprağa düştüğü bir ülkede ne barış, ne kardeşlik, ne de özgürlükten söz edilebilir. Bu gerçeği çok iyi bilen eğitim ve bilim emekçileri olarak, yürüttüğümüz emek, barış ve demokrasi mücadelesiyle hiç kimsenin kimliği, inancı, cinsiyeti, dünya görüşü nedeniyle ötekileştirilmediği bir yaşama dair umudumuzu canlı tuttuğumuzun bilinmesini istiyoruz. Binlerce yıllık köklü tarihi ve kültürel değerleriyle Anadolu ve Mezopotamya topraklarında yaşayan bütün halklar için barış ve kardeşlik tutumunda ısrar edilmesinin, bu topraklarda yaşayan halklara verilecek en büyük hediye olacağını da çok iyi biliyoruz.

Eğitim ve bilim emekçileri olarak Newroz bayramının, emekçiler arasındaki özgürlük, barış ve kardeşlik duygularının güçlenmesine katkı sunmasını; savaşlar karşısında barışın, halklar arasında yaratılmak istenen düşmanlık duyguları karşısında gerçek anlamda eşitlik ve özgürlüğün hakim olmasını dileriz.

NEWROZ KUTLU OLSUN!

NEWROZ PİROZ BE!