16   Ocak
2018

Eğitim Sen
Typography
0
0
0
s2sdefault
powered by social2s

Türkiye’de, emek mücadelesi içinde önemli bir yeri olan 15–16 Haziran 1970 direnişinin üzerinden 47 yıl geçti. Aradan geçen süreye rağmen, 15–16 Haziran direnişinin bugün hala hatırlanıyor olması, işçilerin sendikal haklara yönelik olarak gerçekleştirilen saldırılara karşı doğru tutumlar benimsendiğinde ne kadar önemli kazanımların elde edilebildiğini göstermektedir.

15-16 Haziran direnişi ile birlikte Türk İş ve DİSK’e bağlı sendikalara üye on binlerce işçinin ortaya koyduğu mücadeleci tutum, inanç, cesaret ve kararlılık, aradan geçen onca yıla karşın bugün bile hafızalarımızdaki yerini korumaktadır.

Direnişin üzerinden 47 koca yıl geçmiş olmasına rağmen, Türkiye’de emekçilerin, işçi sınıfının karşı karşıya kaldığı saldırılar değişmemiş, daha da çeşitlenerek artmıştır. 1970 yılında DİSK’i etkisiz hale getirmek için sendikal barajlar getirmek isteyen zihniyet ile bugünkü zihniyet aynıdır.

15–16 Haziran direnişi, emekçilerin taleplerini ve geleceğini hükümetle ya da sermaye örgütleriyle kol kola girerek değil, ekonomik, demokratik haklar için mücadele içinde birleşerek ilerlemenin ne kadar önemli olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymuştur.

15-16 Haziran direnişini yaratan koşullardan çok daha fazlası bugün işçiler ve kamu emekçileri mücadelesi açısından söz konusudur. Yüzbinlerce kamu emekçisinin haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edildi, grevlerin yasaklandığı, iş güvencesinin hedefe konulduğu, sendikal örgütlenmenin fiilen engellendiği, kıdem tazminatlarının kaldırılmasının gündemde olduğu bir dönemde birleşik emek mücadelesine olan ihtiyaç artmıştır.

Bugün 15–16 Haziran direnişinin yaşatılması hükümete ya da patronlara değil, sadece işçilere ve emekçilere güvenmekle mümkündür. Eğitim Sen olarak, haklarımıza ve geleceğimize yönelen her türlü saldırıya karşı, 15-16 Haziran direnişinin ruhuyla mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir.