16   Ocak
2018

Eğitim Sen
Typography
0
0
0
s2sdefault
powered by social2s
Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 69. yılı kutlanırken, Türkiye en temel insan hak ve özgürlükleri konusunda ülke tarihinin en karanlık günlerini yaşamaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 69. yıldönümünde, insan hak ve özgürlükleri açısından bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de ciddi bir geriye gidiş yaşanmaktadır. İktidarın, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında attığı hukuk dışı adımlar, darbe girişiminin ardından en temel hak ve özgürlüklere getirilen yasaklamalar sürmektedir.
İktidarlar, gücünü önceden belirlenen kurallar ve yasalardan almak zorundadır. Ancak yasaların, kuralların olması, temel hak ve özgürlüklerin yasalarda yazılı olması tek başına yeterli değildir. Yasalara ya da kurallara uyulması ve onların çizdiği sınırlar içinde hareket edilmesi başta iktidar olmak üzere, herkesin öncelikli sorumluluğu olmak zorundadır.
15 Temmuz darbe girişimi ardından ilan edilen OHAL uygulaması ve çıkarılan KHK’ler sonucu farklı boyutlarda ağır hak ihlalleri yaşanmıştır. 15 Temmuz 2016 sonrasında ilan edilen olağanüstü hal ve art arda çıkarılan KHK’lerin de etkisiyle karanlık bir insan hakları tablosu ortaya çıkmıştır. KHK’ler ile hukuksuz bir şekilde 100 bini aşkın kamu emekçisi savunmaları bile alınmadan işten atılmış, hiçbir yerde çalışma hakkı tanınmamış, sosyal haklarına ve mülklerine el koyulmuş, keyfi olarak gözaltına alınmış, tutuklanmış, işkence görmüş, her türlü hukuki koruma ve savunma haklarından yoksun bırakılarak, İnsan Hakları Evrensel bildirgesine konu olan pek çok konuda ciddi mağduriyetler yaşanmıştır.
İktidarın kendisini mahkemelerin yerine koyarak ihraç edilen ya da açığa alınan kamu görevlileri için ‘bir daha geri dönmemek üzere kamu görevinden çıkarma’ kararı vermesi, işletilmeyen bir hukuk süreci üzerinden ihraç edilenlerin ‘çalışma hakkı’ ve ‘yaşam hakkı’ nın hedef alındığını göstermiştir.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında tamamen hukuk dışı gerekçelerle kamuda yaşanan ihraçlar, en temel sendikal hakların, demokratik eylemlerin suç olarak değerlendirilmesi, milletvekilleri, belediye başkanı ve muhalif gazetecilerin tutuklanması, kısacası iktidarın çizgisinde olmayan tüm kişi ve kurumların hedef haline getirilmesi, Türkiye’nin insan hakları karnesini hiç olmadığı kadar karanlık hale getirmiş, aileleri ile birlikte 1,5 milyonu aşkın insanın temel haklarını yok sayan olağanüstü yönetim anlayışı, toplumun belli kesimlerine yönelik hukuk dışı adımlarla birlikte açık bir ‘siyasal infaz’ haline gelmiştir.
Türkiye, Evrensel Bildirgeyi kabul edilişinden bir yıl sonra metni imzalamasına rağmen, bildirgede yer alan temel hak ve özgürlüklerin sadece metin üzerinde kaldığı açıktır. OHAL sonrasında yaşanan hukuksuz ihraçlar ve açığa almalar, düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün ortadan kaldırılması, halkın haber alma hakkına yönelik sansür girişimleri, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin keyfi olarak yasaklanması, sendikal eylemlerin engellenmesi ve suç kapsamına alma girişimleri gibi geniş bir alanda yaşanan hak ihlalleri nedeniyle, Türkiye tarihinin en karanlık dönemini yaşamaktadır.
Eğitim Sen olarak, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle, dünyada ve Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinin son bulması, hukuksuz şekilde ihraç edilen ve açığa alınan tüm kamu emekçilerinin en kısa sürede işlerine geri dönmesi için mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğimizi belirtiyor, toplumun tüm kesimlerini haklarına, özgürlüklerine ve geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.